Ekoloji Üzerine Kuş Uçuşu Bir Bakış

Ekoloji Üzerine Kuş Uçuşu Bir Bakış

Ekoloji Üzerine Kuş Uçuşu Bir Bakış

900 461 SOIL

Bilindiği üzere, yaklaşık 60 sene önce, insanlığın hali hazırdaki seviyedeki üretim ve tüketim alışkanlıklarıyla dünyanın kendini idame ettiremeyeceği—yani bu gidişatın “sürdürülemez” olduğu—şeklinde bir görüş ortaya çıktı ve yıllar içinde bu artan bir hızla gündeme oturdu. “Sürdürülebilirlik” sözcüğü, 1980’lerden beri sıkça kullanılmaktadır; fakat, öte yandan, bu kavramdan tam da ne anlaşılması gerektiği konusunda bir kafa karışıklığı bulunmaktadır. 

Hızlı nüfus artışının ve kişi başına düşen tüketimin her geçen gün artıyor olmasının doğal kaynaklara verdiği hızlı tahribatla, eğer aynı büyüme hızı ve odağı devam ederse yüz sene içinde ciddi bir nüfus ve üretim düşüşü ile karşılaşacağımızı öngören 1972 basımı Büyümenin Sınırları kitabı (Donella H. MeadowsDennis L. MeadowsJørgen Randers & William W. Behrens III, The Limits to Growth, Universe Books, 1972. Çevirisi: Ekonomik Büyümenin Sınırları, İstanbul Üniversitesi Yayınları, 1978) Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı ile aynı senede yayınlandı. Bu çalışma, hatırlanacağı üzere, katostrofinin önüne geçilmesi için “sıfır büyüme” önermekteydi. Büyümenin Limitleri kitabının “sıfır büyüme” önerdiği yıllarda, ekonomik büyüme kavramının asıl odak noktası olmaktan çıkarılıp “kalkınma”ya önem verilmesi gerektiği fikri de yaygınlaşmaya başlamıştı. 1980’lerden itibaren, birçok çalışmada “sürdürülebilirlik” ve “kalkınma” terimlerinin bir arada, “sürdürülebilir kalkınma” olarak kullanıldığını görmek mümkündür. Sürdürülebilir kalkınma teriminin yaygınlaşması ise 1987 tarihli Brudtland Raporu’nun yayınlanmasıyla gerçekleşti. Rapora göre hem sosyal eşitliğin, hem ekonomik büyümenin, hem de çevrenin korunmasının aynı anda var olduğu bir dünya mümkündü. Rapora göre, sürdürülebilir kalkınma, “gelecek kuşakların kendi gereksinimlerini karşılayabilme yetilerini tehlikeye atmadan bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilen kalkınmadır” şeklinde tanımlanıyordu. Bu tanımda vurgu yapılan iki husus bulunmaktadır: Birincisi kalkınmanın bugünkü kuşakların (özellikle de yoksul insanların) temel ihtiyaçlarını gidermesi gerektiğidir. İkincisi de çevre sorunlarının hem bugünkü hem de gelecek kuşakların temel ihtiyaçlarını karşılamalarına engel oluşturabileceğidir. 

Bu amaca yönelik bir patikanın oluşturulması için, 1992 yılında Rio de Janeiro’da toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı sonucunda, bir eylem planı olarak Gündem 21 (Agenda 21) ve iki sözleşme—Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (UNCBD)—oluşturuldu. Ekonomik büyümenin asıl gaye değil, insan hayatının iyileştirilmesinde bir araç olduğu düsturuyla, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 1990 yılında İnsani Gelişmişlik Endeksini yayınladı. Bu yeni yaklaşım, sürdürülebilirliğin ortalama yaşam beklentisi, eğitim alma oranı, kişi başına düşen milli gelir gibi sosyal boyutuna odaklanıyordu; fakat çevre boyutunu ele almıyordu. Rio’da düzenlenen Çevre ve Kalkınma Konferansı ile 1992 yılında açılan yol, 2000 yılında Birleşmiş Milletler Binyıl Zirvesi’nde Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin kabulüyle önemli bir adım attı. 

Sürdürülebilir bir kalkınma için çevreyi korumak ve tahribatı azaltmak hayati olmakla birlikte; çevre, bugünkü sürdürülebilirlik anlayışımızda bu konunun sosyal ve ekonomik boyutlarla birlikte üç olmazsa olmaz boyutundan sadece biridir. Sürdürülebilirliğin çevresel boyutunda çevreye verilen tahribatın azaltılması, doğal kaynakların daha etkili kullanımı ve adaptasyon sürecinden bahsedebiliriz. Sosyal boyut ise bireylerin eşit yaşam ve yaşam kalitesi hakkı, farklı nedenlerle yaşanabilecek dışlanmalar, eğitim, sağlık gibi konuları içerirken; ekonomik performans boyutu ise ulaşım ve haberleşme altyapısı, emek piyasası, ekonomik canlılık ve etkinlik, ar-ge çalışmaları vb. konuları kapsar. Bu kaygıların ışığı altında  2015 yılında Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri hazırlanmıştır.  

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri; aşırı yoksulluğu sona erdirmeyi, iklim değişikliğini düzeltmeyi ve her bireyin huzur, barış ve refah içinde yaşaması için eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadeleyi gayesi yapan, evrensel bir eylem çağrısıdır. Yapılan kapsamlı çalışmalar sonucunda sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirebilmek için 17 hedef ve bunun alt kırılımlarını oluşturan 169 alt hedef belirlenmiştir  Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri şunlardır: 

Hedef 1. Her tür yoksulluğu, nerede olursa olsun, sona erdirmek. 

Hedef 2. Açlığı bitirmek, gıda güvenliğini sağlamak, beslenme imkânlarını geliştirmek ve sürdürülebilir tarımı desteklemek. 

Hedef 3. İnsanların sağlıklı bir yaşam sürmelerini ve herkesin her yaşta refahını sağlamak. 

Hedef 4. Herkesi kapsayan ve herkese eşit derecede kaliteli eğitim sağlamak ve herkese yaşam boyu eğitim imkânı tanımak. 

Hedef 5. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadınların ve kız çocuklarının toplumsal konumlarını güçlendirmek.

Hedef 6. Herkes için suya ve sağlıklamaya erişimi ve suyun ve sağlıklamanın sürdürülebilir yönetimini garanti altına almak.

Hedef 7. Herkes için erişilebilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerji sağlamak. 

Hedef 8. Sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik kalkınmayı sağlamak, tam ve üretici istihdamı ve insan onuruna yakışır işleri sağlamak. 

Hedef 9. Dayanıklı altyapı inşa etmek, sürdürülebilir ve kapsayıcı sanayileşmeyi ve yeni buluşları teşvik etmek. 

Hedef 10. Ülkelerin içinde ve aralarındaki eşitsizlikleri azaltmak. 

Hedef 11. Kentleri ve insan yerleşim yerlerini herkesi kucaklayan, güvenli, güçlü ve sürdürülebilir kılmak. 

Hedef 12. Sürdürülebilir tüketimi ve üretimi sağlamak. 

Hedef 13. İklim değişikliği ve etkileri ile mücadele için acil olarak adım atmak 

Hedef 14. Okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını sürdürülebilir kalkınma için korumak ve sürdürülebilir şekilde kullanmak 

Hedef 15. Karasal ekosistemleri korumak, restore etmek ve sürdürülebilir kullanımını sağlamak, ormanların sürdürülebilir kullanımını sağlamak, çölleşme ile mücadele etmek, toprakların verimlilik kaybını durdurmak ve geriye çevirmek ve biyoçeşitlilik kaybını durdurmak 

Hedef 16. Sürdürülebilir kalkınma için barışçıl ve herkesi kucaklayan toplumları teşvik etmek, herkesin adalete erişimini sağlamak, her seviyede etkin, hesap verebilir ve kucaklayıcı kurumlar inşa etmek 

Hedef 17. Sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklığın uygulama araçlarını güçlendirmek ve küresel ortaklığı yeniden canlandırmak.

 

Ekoloji Üzerine Kuş Uçuşu Bir Bakış

Leave a Reply